Nefret Zincirini Kırmak: Kızgın bir dünyada sevgiyle nasıl zafer kazanabiliriz?
Çatışmalarla dolu dünyamızda insan ruhu, hakaretlere aynen karşılık vermeye, “göze göz” ilkesine göre davranmaya şartlandırılmıştır. Ancak bu gürültünün ortasında, ahlakın terazisini altüst eden şu ünlü sözünü söyleyen İsa Mesih’in öğretilerinin insan içgüdülerine ve psikolojik duygularına en büyük meydan okuma olarak geldiğini görüyoruz:
“Düşmanlarınızı sevin. Size lanet edenleri kutsayın. Sizden nefret edenlere iyilik yapın.”(Matta 5:44).
Bu sözler ilk bakışta tuhaf ya da insan gücünün ötesinde görünebilir. Bir insandan kendisini üzen birini sevmesi veya kendisine lanet eden birini kutsaması nasıl istenebilir? Ancak bu rehberliğin derinliğini düşünen kişi, bunun psikolojik arınmanın ve ruhsal aşkınlığın zirvesini temsil ettiğini fark eder.
Zararın üstesinden gelme felsefesi
Mesih’in düşmanları sevme çağrısı, adaletsizliğe teslim olmak, aşağılanmayı kabul etmek veya saldırganların eylemlerini haklı çıkarmak anlamına gelmez. Daha ziyade aşağıdakileri amaçlayan entegre bir yaklaşımdır:
- İntikamın kısır döngüsünü kırmak:Nefrete eşit nefretle karşılık verdiğinizde sorunu çözmüyor, aksine yangını körüklüyor ve kötülüğün yayılmasına katkıda bulunuyorsunuz. Bu döngüyü kırmak, kendisine uygulanan kötülüğün aynısıyla lekelenmeyi reddeden cesur bir yürek gerektirir.
- Aşk, duygusal bir duygu değil, gönüllü bir karardır:Burada kastedilen sevgi, etrafımızda gizlenen bir düşmana duyduğumuz “sıcak bir sevgi” değil, karşımızdakinden intikam almak, kötülük dilemek yerine onun için hidayet ve iyilik çağrısında bulunmak için “ahlaki bir duruş” ve kesin bir karardır.
- Tanrı’nın geniş niteliklerini örnek almak:Mesih, Tanrı’nın kendisinin olduğunu söyleyerek bu prensibi haklı çıkardı.“Güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur, yağmurunu da doğruların ve kötülerin üzerine yağdırır.”(Matta 5:45). Her iki dinde de, İslam’da da, Hıristiyanlıkta da, Allah Rahmandır, Rahimdir, rüyası kendisine isyan edenlere, inkar edenlere kadar uzanır. Gerçek mümin, insanlarla ilişkilerinde bu ilahi rüyayı aktarmaya çalışan kişidir.
Kötüyü iyi olanla defetmek
Bu kavram, istismara nezaketle karşılık verilmesini emreden Kur’an’ın direktifleriyle büyük ölçüde örtüşmektedir. İyilikle karşılık vermek, düşmanlık ateşini söndürür ve amansız bir rakibi yakın bir dosta dönüştürür. Bir lanete bereketle karşılık vermek zayıflık değil, gücün zirvesi ve kötülüğe yol açan ruhun dürtülerine karşı zaferdir.
Affettiğinizde ve bağışladığınızda, bunu yalnızca diğer kişinin iyiliği için yapmıyorsunuz, aynı zamanda her şeyden önce kendi ruhunuzun güvenliği ve saflığı için yapıyorsunuz.
Düşünme ve tefekkür sorusu:Birinden nefret ettiğinizde, ona duygu ve düşünceleriniz üzerinde güç verir, kalbinizi öfke zindanına hapsetmesini sağlarsınız. Aşkınlık ve düşman sevgisi, kendi kalbinizi kısıtlamalardan kurtarmanın gerçek anahtarı olabilir mi?
