Herkes için genişleyen merhamet: Mesih umutsuzluğun engellerini nasıl kırdı?
Çoğu zaman, Tanrı’nın bizim eksikliklerimiz nedeniyle bizden uzak olduğu ya da O’nun yakınlığının yalnızca ibadet edenlerle, zahitlerle ve günah işlemeyen salih insanlarla sınırlı olduğu hissi yüreğimize sızar. Ancak İsa Mesih’in yaşamını düşünen kişi, en karanlık kalplere umut saçan ve Tanrı’nın zayıf hizmetkarlarına yönelik merhametinin derinliğini ortaya koyan bir görüntüyle karşılaşır.
İsa, mesajını kendi döneminin hakim kavramlarını sarsacak bir ifadeyle özetlemiş ve şöyle söylemişti:
“Ben doğruları değil, günahkarları tövbeye çağırmaya geldim”(Luka 5:32).
Bunlar sadece kelimeler değil, bir yaşam biçimiydi. Dini tezahürleri kutsallaştıran ve “günahkarlardan” ya da toplumun Tanrı’nın merhametinden kovulmuş olarak gördüğü kişilerden kaçınan bir toplumda, İsa (a.s) bu engelleri kırdı. Onlarla oturur, onları dinler, toplumun katı kuralları yüzünden ellerinden alınan insan onurunu onlara hissettirirdi.
Suçluluk duygusundan daha derinini görmek
Saflığa ve yasalara sıkı sıkıya bağlılığa değer veren bir Doğu ortamında, saygıdeğer bir peygamberin veya öğretmenin günahkarlara yaklaşımı şaşırtıcı görünebilir. Ancak Mesih’in işlerinin mükemmelliğinin sırrı şudur:
- Günahtan önce insan:Günahkarı yalnızca cezayı hak eden bir suçlu olarak değil, acı çeken ve iyileşmeye ihtiyaç duyan bir kişi olarak gördü. Görünen davranışın ardındaki kırık kalbe ve gizli ihtiyaca bakıyordu.
- İnşa eden ve yok etmeyen bir ilişki:İnsanları fildişi minberden tövbeye çağırmadı, uzaktan yargılamadı. Aksine, onların evlerine girip önce onlarla sevgi ve dürüstlük ilişkisi kurar ve bu psikolojik güvenlik sayesinde gerçek değişim ve günahtan kurtulma arzusu filizlenirdi.
- Merhamet, yanlışı haklı çıkarmak anlamına gelmez:Mesih’in asla günahı haklı çıkarmadığını veya onun önemini küçümsemediğini, bunun yerine saflık çağrısında kararlı olduğunu anlamak önemlidir. Ancak düşmenin yolun sonu olmadığını, Allah’ın kulunu tökezledi diye terk etmeyeceğini vurgulayarak umudun kapısını ardına kadar açtı.
Yakın bir kalp seni geri dönmeye davet ediyor
Bu sofistike yaklaşım bize Tanrı’nın cömertliğinin ve nezaketinin büyük bir yönünü ortaya koyuyor. Tanrı, günahların cezalandırılmasını bekleyen bir Tanrı değildir. Bilakis O, kulunun tövbesine sevinen “Dost” ve “Rahman”dır. Sadece itaatkar ve şükreden insanlara değil, günahların yükünü taşıyan ve sığınacak yer arayan kırık kalplere de yakındır.
Düşünme ve tefekkür sorusu:Eğer Mesih, günahları nedeniyle herkes tarafından reddedilen insanlara yakın olabilmek için tüm bu sevgiyi verdiyse… Tanrı’nın bugün size sandığınızdan daha yakın olması ve en zayıf ve kırılmış anlarınızda bile yalnızca dürüst bir geri adım atmanızı bekliyor olması mümkün mü?
