Müslüman bir dostun en sık sorduğu sorulardan biri şudur: “Eğer Allah her şeye gücü yeten ve çok merhametli ise, neden bir insanı sadece tövbe ederek affetmiyor? Neden haça, acıya ve kefarete ihtiyaç var? Günahı silmek için af dilemek yeterli değil mi?”
Bu soru çok mantıklıdır ve cevabı tövbenin önemini küçümsemek değil, “Tanrı’nın kutsallığının” doğasını ve “günah sorununun” derinliğini anlamaktır. Bu makalede, kurtuluşun neden Tanrı’nın adalet ve merhametinin nihai ifadesi olduğunu inceleyeceğiz.
Birincisi: İki dinin günaha bakışındaki farklılık
Fidye ihtiyacını anlamak için öncelikle “günah nedir?” sorusunu anlamamız gerekir:
- İslami açıdan:Günah genellikle bir “yanlış adım” veya “yasal düzenin ihlalidir”. İnsan, doğası gereği “zayıf yaratılmıştır”, dolayısıyla eğer bağışlanma diler ve tövbe ederse, Allah (çok bağışlayan, çok merhamet eden) bu kötülüğü siler ve onun yerine bir iyilik koyar.
- Hıristiyan perspektifinden:Günah sadece yanlış bir eylem değildir, aynı zamanda “hayatın kaynağından” (Tanrı) ayrılmaktır. İnsan fıtratına musallat olan ölümcül bir hastalık veya borçlunun ödeyemeyeceği hukuki bir borç gibidir. İncil şöyle der:“Çünkü günahın ücreti ölümdür” (Romalılar 6:23).
İkincisi: “Adalet” ve “merhamet” ikilemi
Oğlunun sahip olmadığı büyük bir mali para cezası gerektiren bir suçla suçlanan, oğlunun karşısına çıktığı adil bir yargıç hayal edin.
- Eğer yargıç oğlunu sırf “sevgi dolu bir baba” olduğu için affetseydiAdaletsiz bir yargıçÇünkü kanunu çiğnedi.
- Oğlu hapis cezası alırsaAdil bir yargıçAma öyleAcımasız bir baba.
Tanrı bu ikilemi nasıl çözer?Allah adaleti mükemmeldir (günahı cezasız bırakmaz), merhameti mükemmeldir (günahkarın mahvolmasını istemez). İlahi çözüm “kurtuluş”taydı: Tanrı (yargıç) adil yargıyı bildirir ve sonra Kendisi, Oğul adına cezayı ödemek için yargı kürsüsünden (Mesih biçiminde) iner. Böylece Tanrı aynı zamanda hem adil hem de merhametli kalır.
Üçüncüsü: Dini mirasta “kurtuluş” kavramı
Fidye fikri dini düşünceye yabancı değildir. İbrahim ile oğlunun (Kuran’da ve İncil’de anlatılan) kıssasını ele alalım: Allah, İbrahim’e oğlunu kurban olarak kesmesini emrettiğinde, son anda ona fidye olarak bir koç hediye etmişti. Kuran şöyle diyor:
“Ve biz ona büyük bir kurbanla fidye verdik.” (Saffat Suresi, 107)
Bu “büyük katliam”, Tanrı’nın daha sonra yapacağı şeyin bir işareti ve simgesiydi. Eğer bir insanın (İbrahim’in oğlunun) hayatının kefareti için bir koça ihtiyacı varsa, tüm insanlığın günahlarının “daha büyük ve yüce bir kurbana” ne kadar ihtiyacı var? Mesih, insanlığı kurtaran “büyük katildir”.
Dördüncüsü: Tövbe neden tek başına yeterli değildir?
Tövbe çok gereklidir ama “geleceğe” hitap eder, “geçmişe” hitap etmez.
- Birisi başka birinin arabasına çarptığında, arabayı tamir ettirmek için “Özür dilerim ve bir daha yapmayacağım” (tövbe) demek yeterli midir? Tabii ki değil. Tevbe, kazanın bir daha tekrarlanmasını engeller.AdaletHasarın onarılmasını veya bedelinin ödenmesini gerektirir.
- (Sonsuz) Tanrı’ya karşı işlenen günah, sonsuz bir suçtur ve bu nedenle sonsuz kefareti gerektirir. Tövbe, pişmanlığımızı ifade eder ama borcu ödeyen ve vicdanı temizleyen “Mesih’in kanıdır”.
“Kan dökülmeden bağışlanma olmaz!” (İbraniler 9:22).
Beşinci: Kurtuluş aşkın zirvesidir
İslam’da Tanrı affeder çünkü affetmeyi “diler”. Hıristiyanlıkta Tanrı, affetmek için “acı çektiği” için affeder. Kurtuluş bize insanın Tanrı katındaki değerini gösterir. Uzaktan bir “kraliyet affı” sunmakla yetinmedi, ama geldi, enkarne oldu, acılarımızı paylaştı ve özgür olabilelim diye günahlarımızı bir tahtanın üzerinde kendi bedeninde taşıdı.
Düşünce için sonuç
Değerli ziyaretçimiz, tövbe, hediyeyi almak için uzanan elinizdir, ancak “kefaret”, bu hediyenin (bağışlamanın) size sunulması için ödenen bedeldir. Allah, sürekli bir endişe içinde yaşamanızı istemez: “Allah tövbemi kabul etti mi, etmedi mi? Yaptığım iyiliklerin terazisi, kötülüklerimden ağır mı?”
Mesih’le birlikte, içiniz rahat olsun, çünkü borcunuz tamamen ödenmiştir ve yapmanız gereken tek şey, bu kurtuluşu tövbe eden ve inanan bir yürekle kabul etmektir.
