Bu soru ilk bakışta basit gibi görünse de gerçekte düşünce ve tefekkür için geniş bir alan açar. Birçok kişi kendilerine şu soru sorulduğunda tereddüt ediyor: İncil okumak caiz midir? Yararlı olabilir mi? Yoksa ihtiyacımız olmayan soruları ve kafa karışıklığını ortaya çıkarabilir mi?
Hızlıca cevaplamaya çalışmadan önce belki biraz durup sakince sormak daha iyi olabilir: Bu konu neden ilk etapta biraz kaygı uyandırıyor?
Bazı insanlar farklı dini metinleri okumanın kafa karışıklığına yol açabileceğine veya daha önce aşina olmadığı fikirlerden etkilenmeye yol açabileceğine inanıyor. Bu, özellikle inançlar söz konusu olduğunda anlaşılabilir bir duygudur. Ancak diğer taraftan önemli bir soru daha kalıyor: Gerçeği aramak korkulacak bir şey mi olmalı?
Müjde özünde İsa’nın hayatından, öğretilerinden, insanlarla baş etme tarzından ve hayattaki büyük sorulardan bahseden bir kitaptır. Onu doğrudan okumak, kişiye, ister övgü ister eleştiri olsun, başkalarının metin hakkında söyledikleriyle yetinmek yerine, metni kendi gözleriyle görme fırsatı verir.
Burada önemli bir nokta var: İncil’i okumak mutlaka onun içeriğini benimsemek veya kişinin inançlarını değiştirmek anlamına gelmez. Okumak nihai bir karar değil, anlamaya yönelik bir adımdır. Düşünmek, soru sormak ve yansıtmak için bir alandır. Bu, gerçekten anlam arayan her insan için normaldir.
Bir kişi başlamak istiyorsa, her şeyi bir anda okumasına veya görevden bunalmasına gerek yoktur. Basitçe, birkaç sayfayla veya kısa pasajlarla, sakin ve baskısız bir şekilde başlayabilir. Her okumada kendine basit bir soru sorabilir: Bu metin İsa hakkında ne söylüyor? Benim için ne anlama geliyor?
Bu yolculukta önemli olan ister reddederek ister kabul ederek aceleyle yargılamak değil, kendinize anlama fırsatı vermektir. Kişi metni tartışmak ya da savunmak için değil, olduğu gibi anlamaya çalışmak için açık fikirlilikle okumalıdır.
Aynı zamanda bir kişiye şu soruyu sormak gibi bir tür içsel dürüstlüğün de okumayla birlikte gelmesine yardımcı olabilir: Okurken ne hissediyorum? Bu konuşma bende hangi düşünceleri veya soruları uyandırıyor?
Bir anlık samimiyet anında şöyle basit bir dua yapılabilir: “Rabbim, eğer bu sözlerde beni hakikate yaklaştıran bir şey varsa, beni ona ulaştır.”
Sonuçta şu soru herkese açık kalıyor: Bir şeyi okumadan yargılamak daha mı iyi? Yoksa yargılamadan önce kendimize araştırma, deneme ve anlama fırsatı mı vermeliyiz?
Belki de cevap yalnızca kelimelerden değil bizzat deneyimden geliyor.
