Müslüman okuyucu için bir giriş
İslam inancında şu açıktır: Günahları yalnızca Allah affeder. Yüce Allah şöyle dedi:“Günahları Allah’tan başka kim affeder?”. Bağışlama sadece bir kelime değil, saf ilahi otoritedir. Peygamber tövbeye çağırıyor ama kimseye: “Seni affediyorum” demiyor. Ancak İncil’i açtığımızda, aynı zamanda hem derin hem de utanç verici bir soruyu gündeme getiren bir sahneyle karşılaşırız:İsa’nın kendisi günahları bağışlar.Peki o kim?
Herkesin kafasını karıştıran hikaye
Markos İncili (Bölüm 2), felçli birini İsa’ya taşıyan arkadaşlardan bahseder. Yoğun kalabalık nedeniyle evin çatısını açıp önüne indirdiler. Herkes bir şifa sözü bekliyordu. Fakat İsa tamamen farklı bir şey söyledi:
“Oğlum, günahların affedildi.”
Burada çatışma yaşandı. Katiplerden bazıları kalben şöyle dediler:
“Bu adam neden böyle küfürler söylüyor? Günahları Allah’tan başka kim affedebilir?”
İtirazlarının iyileşmeye değil,Bağışlama.
Çünkü günah, hem Yahudi hem de İslami anlamda, Tanrı’nın hakkının ihlalidir. Bir insan onu nasıl affedebilir?
Neden “Allah seni affetsin” demedi?
Bu temel bir sorudur. Eğer İsa sadece bir peygamber olsaydı, onun şunu söylemesi doğal olurdu:
- “Allah seni affetsin”
- Veya “Tövbe edin, Tanrı sizi affedecektir.”
Ancak o, bağışlanmayı Allah’a dua şeklinde atfetmedi, bunun yerine bağışlanmayı otorite şeklinde ilan etti:
“Günahların sana bağışlandı.”
Sonra onların fikirlerine meydan okuyarak devam etti:
“Ama İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye…”
Daha sonra felçli onların gözü önünde iyileşti. Sanki şöyle diyor: Şifa, görünmeyen bir otoritenin görünen işaretidir.
Bu teolojik açıdan ne anlama geliyor?
Hıristiyan inancında bağışlama, gökten verilen idari bir karar değil, bizzat İsa’nın kişiliğiyle bağlantılı bir kurtuluş eylemidir. Çünkü Hıristiyan inancına göre günah, yalnızca bir yasayı çiğnemek değil, aynı zamanda Tanrı ile olan ilişkiyi de koparmaktır.
Eğer İsa affederse bu iki şeyden biri anlamına gelir:
- Ya Tanrı’nın huzuruna çıkmaya cesaret eder (ve rakiplerinin onu suçladığı şey budur)
- Veya kendi içinde ilahi otoriteye sahip olduğunu
Tam da bu nedenle daha sonra küfürle suçlandı.
Peygamber ile bağışlayıcı arasındaki fark
İncil’de ve Kuran’da peygamberler insanları tövbeye çağırmıştır. Ama hiçbiri şunu söylemeye cesaret edemedi:
- “Yol benim”
- “Bana iman edenin sonsuz yaşamı vardır”
- “Günahlarınız affedildi”
En büyük peygamber bile kendisini bir bağışlanma kaynağı olarak konumlandırmamıştır.
İsa’ya gelince, o kendisini kurtuluşun merkezi haline getirdi.
Bağışlama yalnızca sembolik bir beyan mıydı?
Birisi şöyle diyebilir: Belki de Tanrı’nın onu affettiğini kastetmişti. Ancak metin sorunun bizzat Sultan’da olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İsa anlayışı düzeltmedi, aksine onayladı. Dahası, bağışlamayı kendisi için kullandığı bir unvanla ilişkilendirdi: “İnsanoğlu”; kendisine sonsuz yetkinin verildiği Daniel Kitabı’nda göksel bir çağrışım taşıyan bir unvan.
Göz ardı edilemeyecek bir soru
Eğer günahları yalnızca Tanrı bağışlıyorsa ve İsa kişisel yetkiyle günahları bağışladıysa, o zaman İsa kimdir?
O sadece yanlış konuşan bir peygamber miydi? Yoksa ne söylediğinin tamamen farkında mıydı? İlginç olan, rakiplerinin onun sözlerinin ciddiyetini bugün pek çok insandan daha iyi anlamış olmalarıdır.
Bu soru neden önemli?
Çünkü affetme konusu felsefi bir tartışma değil, daha ziyade derin bir insani ihtiyaçtır.
Her insan günahlarının ağırlığını içinde taşır.
Soru yalnızca “Tanrı affeder mi?”
ama daha ziyade:Bu bağışlama bize nasıl açıklanıyor? Kimin sahibi?
Hıristiyan inancında İsa yalnızca bağışlanmanın yolunu göstermekle kalmaz, aynı zamanda kendisini bunun kaynağı olarak sunar.
Açık sonuç
Kefernahum’un evindeki sahne sadece bir şifa mucizesi değil, aynı zamanda bir kimlik beyanıydı.
Ya İsa bir peygamber olarak sınırlarını aştı ya da kendisi hakkında daha derin bir şeyi açığa çıkardı.
Şu soru okuyucunun önünde duruyor:
Eğer günahları yalnızca Tanrı’nın bağışladığına inanıyorsanız, İsa’nın şöyle dediğini nasıl anlıyorsunuz:“Günahların bağışlandı” mı?
